blog

Çocuklara sorumluluk almayı öğretmek

Sorumluluk almak çok küçük yaşlardan itibaren öğrenilen ve gelişen bir beceridir. Çocuklar doğdukları andan itibaren bizleri izler, taklit eder, model alırlar. Bu nedenle her şeyden önce kendimize bizler sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz diye sormamız gerekir. Çocuklar ancak onlara fırsat verilirse sorumluluk almayı öğrenirler. Çocuklara seçme şansı tanımak, fikirlerini paylaşma ortamı hazırlamak, yaptıkları hatalardan ders çıkarma fırsatı tanımak gerekir. Çocuğa sorumluluk vermek onun kendine olan güvenini de geliştirecektir. Sorumluluk alma bir işi yapmanın gerekliliğini anlayarak, başkasının yaptırımı olmadan da bir işi yapmaktır. Çocuklarımızla ilgili gerçekçi beklentiler oluşturmak ve bunları anlayacakları bir dille onlarla paylaşmak, sorumluluk alma becerilerini destekleyecektir.

Devamı

Kardeşler arası rekabet ve kıskançlık

Bir çocuğun kardeşinin olmasını istiyor olması kıskançlık hissetmesine engel olmaz. Yeni gelenden kurtulmak istemesi çocuğun kötü kalpli olduğunu göstermez, bu onun için bir hayatta kalabilme sorunudur. Dolayısıyla ilk çocuk kendisi için de vazgeçilmez olan sevgi nesnesini elinden almaya ya da paylaşmaya çalışan herkesi yani özellikle yeni geleni tehlike olarak görür. Ebeveynin çocuklar arasında kusursuz eşitliği egemen kılmaya çalışması kıskançlığı alevlendirir. Doğal bir duygu olan kıskançlık, çocuğun ileri doğru yol almasını sağlar. Kıskançlık eğer yıkıcı hale gelip, çocuğu felç ediyorsa o noktada ailenin destek alması gerekebilir.

Devamı

Hem büyüyor hem öğreniyor

Çocuklar dünyaya geldiği andan itibaren öğrenmeye başlarlar. Son yapılan araştırmalar beyin gelişiminin en hızlı 3 yaşa kadar gerçekleştiğini göstermektedir. Bu yıllarda çocukla oyun oynamak, onunla bol bol konuşmak, ona yeterli ilgi ve sevgiyi göstermek gelişimi açısından gereklidir. Çocuğu hazır olmadığı şeyleri öğrenmeye zorlamak da belli beceri ve bilgileri öğrenebileceği en uygun zamanlarda ona bu fırsatı sağlamamak da çocuğun gelişimi açısından doğru değildir. Çocukların taklit ederek öğrendiğini unutmamalıyız. Özellikle yaşamın ilk yıllarında çocuğun gelişim ve öğrenmesinde anne babasının rolü çok büyüktür. Çocuktan beklentilerimiz onun yetenekleri ve başarabileceklerinin üzerinde olmamalıdır. Çocuğun; bireysel özelliklerini anlamaya çalışmalı, güçlü ve zayıf yanlarını iyi bilmeliyiz.

Devamı

Okul öncesi dönemde öğrenme güçlüğünün belirtileri

“Özel Öğrenme Bozukluğu” dinleme, konuşma, okuma-yazma, akıl yürütme ile matematik becerilerinin kazanılması ve kullanılmasında kendini gösteren bir bozukluk grubudur. Öğrenme bozukluğu kavramı bu alanlardan en az birinde sorun yaşayan çocuklar için kullanılır ve özel eğitim gerektiren bir sorundur. Özel Öğrenme Bozukluğu daha çok ilkokulla birlikte ortaya çıkar ve tanı çoğunlukla bu dönemde konulur. Okul öncesi dönemde öğrenme güçlüğünün erken belirtilerini gösteren çocukların izlenmesi bu çocukların gerçek potansiyellerini ortaya çıkarma konusunda büyük önem taşımaktadır. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuk da öğrenir. Farklı yollarla öğreniyor olması bir çocuğun başarısız olacağı anlamına gelmez.

Devamı

Boşanma ve anne babanın ayrılığı

Boşanmış ebeveynlerin çocuklarının çoğu üzgün (yalnız kalacağım), kafası karışmış (niye ayrılıyorlar?), kızgın (bunu bana niye yapıyorlar? Beni cezalandırıyorlar mı?), suçlu (yoksa ben annemi/babamı üzdüğüm için mi ayrılıyorlar?) ve çelişki içinde hissederler. İşte bu noktada ebeveynler çocuğun dünyasını onları gözleri ile görmeye başlayarak, çocuğun ayrılık ya da başka konu ile ilgili bir takım farklı ya da yanlış algılamalarını düzeltebilirler. O zaman çocuklar bu ayrılık sürecinde yalnız kalmadıklarını, ebeveynlerinin hala onları koruyup kolladığını, evden ayrılan diğer ebeveynin kayıp olmadığını ya da onu sevmediği için gitmediğini fark edebilir ve acılarını, kızgınlıklarını, suçluluklarını iyileştirebilirler.

Devamı

Ebeveyn kaybı

Ölüm, bireylerin yaşamlarında kaçınılmaz olarak yer alan bir olgudur. Aile özelinde ise anne baba kaybı, zorlu bir yaşamı beraberinde getiren yaşam olayı olarak yer alır. Bu bağlamda, çocukların ölümü anlamlandırmaları ve kayıptan doğan yas duyguları ile baş etmeleri çocuklar için zorlu bir süreç oluşturmaktadır. Ebeveyn kaybı, çocuğun hayatı boyunca yanında taşıyacağı bir durumdur. Ebeveyn kaybı durumunda her çocuğun yas süreci birbirinden farklı olabilir. Yetişkinler, bu süreçte çocuktan kendileri gibi hissetmesini beklememeli, ona nasıl hissetmesi ve davranması gerektiğini söylememeliler. Bu sebeple, çocuğun zihninde eksik parçaların kalmaması veya çocuğun bazı şeyleri yanlış anlamlandırmaması adına bu hassas süreçte çocukla adım adım ilerlemek, bireyselliğine saygı göstermek, çocuğa mümkün olduğunca seçenek sunarak kendi kararlarını vermesine fırsat tanımak ve gerektiğinde destek almak önemlidir.

Devamı

Oyun terapisi

Oyun çocuğun kendini ifade ettiği dildir. Oyun terapisi çocuklara düşüncelerini, ihtiyaçlarını ve duygularını oyunla anlatma şansı verir. Oyun terapisi çocuğun terapistiyle güvenli bir ilişki kurduğu, bu ilişkiye dayanarak problemlerini aktardığı, değişik oyuncak ya da oynadığı materyalleri kullanarak sorununun üzerinde çalıştığı, çözüme vardığı, yeni çözüm becerileri edindiği ve oyun içinde bunları uygulamaya koyduğu bir süreçtir. Her terapi süreci çocuğun yaşadığı travmanın şiddetine, aile ilişkilerine, çocuğun sıkıntısına, ilişkiye girme süresine göre birbirinden farklıdır.

Devamı