Anne baba tutumları

Yazan Banu Dilerge Mısırlıoğlu | 10/07/2019




Baskıcı Otori̇ter Katı Ve Sıkı Anne Baba Tutumu

Çocuğunu, kendi ideallerinde yaşattığı kalıplara uygun küçük bir yetişkin yapma çabasıyla, yola çıkan ana babaların çoğunlukla katı, baskıcı ve hoşgörüsüz bir tutum içinde olduklarını görürüz. Çocuğumuz bizden yaşça bedence ve ruhça küçük olabilir fakat onun bizim çocuğumuz olması tamamen bizim küçük halimiz gibi olacağı anlamına gelmez. O henüz bir çocuktur. Yaramazlık ve hatalar yapması kadar doğal olabilecek ne olabilir ki? Çocuğun isteği sadece çocukluğunu yaşayabilmektir. “Yaşamadığım çocukluğumun hesabını kimden soracağım? Kim bilir?” diyor şair. Katı, baskıcı eğitim tarzını benimseyen ailelerdeki bu şanssız çocukların hiçbir zaman çocukluğunu yaşama fırsatları olmaz. Onlar her zaman “çocuk yetişkin” olurlar. Bu tür çocuklara toplumumuzda “Büyümüş de küçülmüş.” denilir.

Evde askeri bir sistem hakimdir. Anne babanın gözleri sürekli bu çocukların üzerindedir. Çocuk devamlı tetiktedir. Streslidir, “Acaba yine mi hata yaptım?”, “Yoksa yaptığım yanlış mı?”, “Annem babam bunu duyarsa ne der?” kaygısını çocuk devamlı yaşar. Bu tür anne babalar çocuğu her yanlışında kızıp azarlarlar, genellikle davranışları kötü olarak etiketlemek yerine yanlış buldukları davranışı gösteren çocuğun kendisine ya da kişiliğine kötü sözler söylerler. Hatta çocuğun bu şekilde eğitilip terbiye edildiği mantığıyla çocuğa şiddet uygulayabilirler. Böylece çocuğu kendi istedikleri kalıba sığdırmak için devamlı zorlayıp dururlar. İsteklerinden en ufak bir ödün vermek istemeyen anne-baba, çocuğu anlama çabasını hiç göstermezler.

Baskıcı, otoriter, katı, sıkı ailenin verdiği eğitimde ceza her zaman ön plandadır. Ayrıca çocuğun işlediği suçla ceza orantılı değildir. Genelde “Ona iyi bir ders olsun, bir daha ömür boyu bu hatayı yapmasın, diğer çocuklara da örnek olsun.” düşüncesinden yola çıkılarak çocuğa verilen cezalar çok ağır olur. Ailenin verdiği disiplin çocuğu bunaltır, sıkar, hatta hayattan usandırır. Çocuğun en doğal hakları dahi aile üyeleri tarafından çocuğa uslu olmasının bir ödülü olaraktan verilir. Çocuktan yaşının üstünde bir olgunluk beklenir. Ve çocuğa özgürlük kesinlikle verilmez.

Baskıcı, Otoriter, Katı ve Sıkı Anne Baba Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimi Üzerinde Kalıcı Etkileri

  • Anne-babanın çocuğu sürekli eleştiriyor olması çocuğu çekingen yapar.
  • Çocuk attığı her adımda yanlış yapma korkusu içindedir.
  • Duygularına ve isteklerini önem verilmediğini görerek, bunları içinde tutmaya çalışır, onları bastırır.
  • Çocukla ebeveynler arasındaki iletişim daima yüksek gerilim hattı gibidir.
  • Çocuğun bir yandan içinden gelen doğal çocukluk eğilimleri ve diğer yandan bunlara zıt aile kalıpları varsa çocuk iki eğilim arasında sıkışıp kalmaktadır. Bütün bunların sonunda çocuk kendi iç dengesini yitirir. Ya tümüyle çığırından çıkar ve ele avuca sığmaz ya da tamamen renksiz, sessiz, varlığı yokluğu belli olmayan birisi haline gelir.
  • Başkasının etkisinde kolaylıkla kalabilir. Kim nereye çekerse o tarafa yönelir.
  • İnsanlar tarafından kolay kandırılır, kullanılır.
  • Aşırı hassas, kırılgan ve hastalıklı bir kişilik yapısı görülebilir. Aşağılık duyguları gelişmiştir.
  • Suçlayan, cezalandıran, sürekli çocuğun her yaptığına karışan anne babanın çocukları kolayca ağlayan çocuklardır.

Abartılmış Sevgi̇ Ve Aşırı Koruyucu Anne Baba Tutumu

Aşırı koruyucu ve abartılı sevgisi olan anne babalar çocuklarına derin duygusal bağla bağlıdırlar, çocukları için sebepsiz yere aşırı kaygı içindedirler. Bu kaygı da onları çocuklarını aşırı korumaya yönlendirir. Çocuğu mutlu edemeyeceklerini düşündükleri için hep endişelidirler, çocuğa karşı boğucu şefkat gösterirler. “Çiçeğin suya ihtiyacı vardır ama çok sularsanız ölür gider.” Bu tür ailelerde çocuğa doğal yaşam hakkı verilmez.

Çok istenilen, geç kavuşulan, tek çocuk, ilk çocuk, tek erkek veya kız çocuk, en küçük çocuk, geniş bir sülalenin tek erkek çocuğu gibi çocuklar genellikle abartılmış sevginin odak noktası olurlar. El bebek gül bebek büyütülürler. Kucaktan yere indirilmezler. Genellikle bu tür çocuklar erken konuşup geç yürürler. Aile tarafından çocuğun her çağrısına cevap verilir. Bir kral gibi her dediği hiç istisnasız anında yerine getirilmeye çalışılır. Çocuğa ve onun problemlerine karşı objektif davranılmaz. Çocuğun yanlışları anne ve baba tarafından görülmek istenmez, bertaraf edilmeye ve üstü kapatılmaya çalışılır.

Abartılmış sevgi ve aşırı koruyuculuk daha çok anne-çocuk ilişkisinde ortaya çıkmaktadır. Bu tür anne-babalar (Çocuklar genelde üç yaşından itibaren rahatlıkla kaşık kullanabilir.) çocukları 8-9 yaşlarında olmasına rağmen yemeklerini kendileri yedirmek, ergenlik çağında bulunan 13-14 yaşındaki çocuklarına kendileri banyo yaptırmak isteyebilir. Çocuğun yaşı fark etmeksizin anne ve/ veya baba çocukla birlikte uyumak isteyebilir ya da çocuğun isteğini korktuğu veya kabus görebileceği nedeniyle geri çevirmeyebilir. Çocuğun veya gencin kıyafetlerini anne baba seçer. Çocuğa evde seçim konusunda pek söz hakkı verilmez. Ebeveynler bu tür davranışlarıyla çocuklarına olan derin sevgilerini dile getirdiklerini ve çocuklarına yardım ettiklerini düşünmektedir; fakat çocukları kendilerine tutsak etmekte ve bağımlı kılmaktadırlar.

Çocuğun yeterli kas gelişimine sahip olduktan sonra tuvaletini kendi kendisine yapmasına ve kendi başına yemek yemesine, uyumasına, giyinip soyunmasına, kendi seçimlerinin olmasına, arkadaşlarının davetlerine katılmasına ve onları davet etmesine, psiko-sosyal gelişiminin tamamlanmasına sevgi ve koruyuculukta ölçülü davranarak onlara yardımcı olmalıyız. Onlara özerklik tanımalıyız.

Abartılmış Sevgi ve Aşırı Koruyucu Anne Baba Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimi Üzerinde Kalıcı Etkileri

  • Aşırı koruyucu ve abartılmış sevgi ile büyütülen çocuklar hayata ve sosyal yaşama gereğince hazırlanamazlar. Hayattan edinmeleri gereken deneyimleri edinmeden hayatla karşı karşıya kaldıklarında uyum sağlamakta güçlük çekerler. Ailenin sıcak kucağından ayrılmak istemezler. Toplum içinde bu tür çocuklara “anne kuzusu” veya “süt çocuğu” gibi isimler takılmakta ve bu şekilde muamele görmektedirler.
  • Beceriksiz, çekingen ve sakar görünürler.
  • Atılım ve başarma gücünden, kendilerini kabul ettirme istek ve yeteneğinden yoksundurlar.
  • İçlerindeki cevher kolay kolay su yüzüne çıkmaz.
  • Çoğunlukla başarısız ve mutsuz olurlar.
  • Toplumsal yaşam bir kavga ve bir güç yarışıdır. Çocuk bu yarışta baştan yenilgiyi kabul eder. Çocukta yarışma isteği dahi görülmez.
  • Aileden uzak yaşamak çocuk için oldukça acıdır.
  • Ailenin aşırı hoşgörüsü ve çocuğa olan düşkünlüğü çocuğu bencil yapar. Çocuk dünyanın merkezi olarak kendisini görür. Daima dikkat çekmeye ve etrafındaki kişileri kendi emri altında tutup, hizmet ettirmeye çalışır.
  • Çok zayıf bir sosyal uyumu vardır. Arkadaş çevrelerinde lider olmadığı zamanlar dışlanır. Çocuk kendini topluma kabul ettirmek için zaman zaman isyankar davranışlar sergileyebilir.
  • Çocuk ailesine olan bağımlılığını dış çevreye de genelleyebilir. Onu himayesi altına alabilecek herkese karşı bağımlı olmaya başlar. Yaşamı boyunca bu böyle devam eder.
  • Ailesinden gördüğü sevgi ve himayeyi eşinden de bekler. Hiç büyümeyen “yetişkin-çocuk” olarak kalır.

Mükemmeli̇yetçi̇ Anne Baba Tutumu

Mükemmeliyetçi anne baba her şeyin en iyisini çocuğundan bekler. Kendi gerçekleştiremediği yaşantıları çocuklarının gerçekleştirmesini ister. Mükemmeliyetçi anne babanın çocuğu her zaman bir numara olmalıdır. Çok iyi resim yapmalı, şarkı söylemeli, iyi konuşmalı, lider olmalı, iyi yüzmeli, koşmalı herkesin parmakla göstereceği örnek davranışlar sergileyen çocuk olmalıdır. Fakat, böyle ailelerde çocuk asla çocuk olmaz, çocukluğunu yaşayamaz.

Bu tutumda olan anne babalar çocuğu olduğu gibi kabul etmez. Çocuğun eksik olduğu kısımlar var ise özel derslerle bu yönü telafi etmeye çalışırlar. Çocuğun kaldırabileceğinden çok daha fazlası ona yüklenir. Çocuğun yanlış yapmaya kesinlikle hakkı yoktur. Mükemmeliyetçi ailelerde anne babaların kuralları ve kalıpları vardır. Çocuklar da bu kurallara uymak zorundadır. Mükemmeliyetçi anne babalar çocuklarından din, ahlak ve toplum kurallarına aşırı uyum ve aşırı titizlik, temizlik beklerler. Çocuğun azıcık üstünü kirletmesi dahi büyük bir olay haline getirilir. Çocuklarına bütün çocukça davranışlar yasaklanır ve arkadaşlarının seçimi bile aileye aittir, çocuklarının kendi çocuklarına benzeyen çocuklarla arkadaşlık kurmasını isterler. Onların onaylamadıkları çocuklarla arkadaşlık kurmalarını yasaklarlar.

Çocuk anne babanın kurallarına ters olan hareketlerde bulunduğunda çocuğa verilen cezalar da katı ve sert olmaktadır. Önce duygu sömürüsü ve demagoji, bunlar işe yaramazsa da fiziksel şiddet yani dayak uygulanmaktadır. Mükemmeliyetçi anne ve baba tüm bunları aslında “çocuğun iyiliği için” yaptığına inanır. Çocuğa dört dörtlük insan projesi çocuğa çizilerek “ İşte sen böyle olmalısın.” mesajı verilir. Anne babanın çocuktan beklentileri çocuğun kapasitesinin çok üstündedir. Çocuk devamlı onların istedikleri kalıba uymak zorundadır.

Mükemmeliyetçi Anne Baba Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimi Üzerinde Kalıcı Etkileri

  • Mükemmeliyetçi anne baba tutumuyla yetişen çocuklar ağır nörotik gelişim gösterirler. Kişilik ve karakter yapıları genelde çok katıdır, esneklik görülmez.
  • Onlar için bir şey ya siyahtır ya da beyaz, hayatlarında gri ve diğer renkler yer almaz. Bir şey veya kimse ya iyidir ya da kötü.
  • Çocuk, daima bir çatışma içindedir. Kendi doğal içgüdüleri ve ağır kurallar arasında sıkışıp kalmıştır. Sürekli sevgi ve nefret karışımı duyguları aynı anda yaşar.
  • Çocuk her işte en iyisi ve en üstünü olmak ister, eğer istediği seviyeyi yakalayamazsa hayal kırıklığına uğrar.
  • Çocukta aşağılık duygusu gelişir. “Bu durumu anne babama nasıl açıklarım?” düşüncesi çocuğu hiçbir zaman yalnız bırakmaz.
  • Anne baba doyumsuz olduğu ve çocuktan hep daha fazlasını istediği için çocukta da doyumsuzluk yerleşir. Çocuk nerede durması gerektiğini bilemez. Son noktayı onun yerine başkaları koyar.

Etki̇li̇ Ebeveynli̇k Tutumu

Etkili ebeveynlik tutumu en ideal ebeveynlik tutumudur. Bu tip ailelerde anne ve baba çocuklarına karşı sevgi dolu ve sıcaktır, duygularını gizlemezler. Evde çocuklarına gelişim düzeylerine göre sorumluluklar verirler (sofranın kurulmasına yardım etmek, bulaşık makinesinin doldurulmasına ve boşaltılmasına yardım etmek, kirli çamaşırlarını kirli sepetine atmak, ödevlerini yapmak, sınavlarına çalışmak gibi) ve bu sorumlulukları yerine getirmelerini beklerler. Etkili ebeveynlik tutumuna sahip olan anne babalar çocuklarını oldukları gibi kabul ederler, matematikten 4 almış olmaları ya da yüzme yarışında sonuncu olmaları anne baba için sorun değildir, önemli olan çocuklarının gayretini görmek ve yapabileceğinin en iyisini yapmış olduğunu bilmektir. Sık sık duygu ve düşünceleri hakkında sohbet ederler ve çocuklarını bağımsız bir birey olarak kabul ederler, onların seçim ve kararlarına saygı gösterirler. Evde çocukları da ilgilendiren bir karar verileceğinde çocuklarına da söz hakkı verirler, onların görüş ve önerilerini dinleyerek hareket ederler. Çocukları hata yaptıklarında onların kimliğine herhangi bir eleştiride bulunmadan davranışının neden yanlış olduğunu ve neden bir daha yapmaması gerektiğini açıklayarak anlatırlar. Bu tip anne babalar çocukları için sınırlar çizer ancak çocuğun bu sınırlar içinde özgürce hareket etmesine izin verir, ona seçme hakkı tanır. Örneğin; çocuğun günde 2 saat ekran hakkı vardır ama bunu televizyon izleyerek, tabletle oynayarak ya da bilgisayar oyunu oynayarak geçirme kararı ona aittir. Çocuk bu iki saat içinde yaşına uygun olan oyunlardan istediğini oynayabilir, yaşına uygun olan istediği bir TV programını izleyebilir. Ancak anne ve baba daima çocuğun ne yaptığını takip eder ve sınırları korur.

Etkili Ebeveynlik Tutumunun Çocuğun Kişilik Gelişimi Üzerinde Kalıcı Etkileri

  • Benlik algıları pozitiftir, yüksek özgüvene sahip olurlar ve bu da hayatın pek çok yönünde onları başarıya götürür.
  • Entelektüel birikimleri yüksek ve akademik olarak başarılı bireyler olurlar.
  • Anne ve babalarına güvenli bağlandıkları için iyi arkadaşlık ilişkileri ve romantik ilişki yürütebilirler.
  • Sosyal becerileri yüksek olacağından diğer insanların duygu ve düşüncelerine önem verirler.