blog

Aşk mı? Sevilme Açlığı mı?

Aşk, belki de en fazla merak edilen, üzerinde en fazla düşünülen, konuşulan konulardan bir tanesi... Kişinin aşkı hissetme yoğunluğu, psikolojik durumu ve ilişki dinamiklerindeki farklılıklardan bahsedecek olursak; kişinin yaşadığı duygunun, aşk etiketi altına gizlenmiş olan bir bağımlılık olma ihtimalinden de söz etmeden geçmemek gerekir. Bağımlı ilişki döngüsüne giren kişi, ilk önce, farkında olmadan, yakın ilişki içine girme korkusu olan bir kişi seçer. O kişiyi, zihninde yarattığı bir kişinin kalıbına sokar. Kişi, karşısındaki kişiye karşı hem olumlu hem de olumsuz duyguları aynı anda ve genellikle de oldukça yoğun hisseder. Her ne kadar, tüm bu duygular, kişi tarafından aşk olarak tanımlansa bile, aslında yaşadığı aşk değil, bir tür bağımlılıktır. Eğer kişi, bağımlı olduğunu düşündüğü bir ilişki içindeyse veya benzer ilişki döngüleri içine giriyorsa, psikolojik destek alması, bu problemin üstesinden gelmesine ve sağlıklı ilişkiler kurabilmesine yardımcı olabilir.

Devamı

Gece Yeme Sendromu

Gece yeme sendromu, en yaygın görülen yeme bozukluklarından bir tanesidir. Sabah tok uyanmak, gün içinde öğün atlayıp onun yerine küçük atıştırmalar yapmak, akşam, gün içinde yenilen miktarın çok daha fazlasını yemek, gece uykudan uyanıp yemek; gece yeme sendromunun belirtileri arasında yer alır. Gece yeme probleminin ortaya çıkmasında fizyolojik, psikolojik ve sosyal birçok sebep olduğu söylenilebilir. Bu sebepler, kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Gece yeme sendromu olan kişiler, gece uyanıp yemek yediklerinin farkındadırlar; fakat uyku bozukluğuna bağlı yeme bozukluğu olan kişiler, gece yemek yediklerinin farkında olmazlar. Gece yemelerini ortadan kaldırmak için ilk önce problemi doğru tanımlamak gerekir. Gece yeme sendromu olan kişilerin, ilk önce günlük yeme rutinlerini değiştirmeleri gerekir. Gece yeme sendromunun altında yatan psikolojik sebepler, kişiden kişiye değişebileceği için kişinin gerektiği noktada psikolojik destek almayı da göz ardı etmemesi gerekir.

Devamı

Kilo ve Beden Şekline Eleştiri Psikolojik Şiddettir

Kilo ve beden şekli üzerinden eleştirilme, kişide, çocukluk döneminden başlayarak; “Ben ancak belli bir kiloda olursam, değerli olurum.” düşüncesinin yerleşmesine ve kişinin kendilik değerini, kilo ve beden şekli üzerinden belirlemesine sebep olabilir. “Ancak kilo verirsem değer görürüm.” düşüncesi, kişi kilo verdikçe, çevreden gelen takdir ve beğeni doğrultusunda güçlenir. Kilo ve beden şekline dair eleştirilmek, kişide en başta yeme bozuklukları olmak üzere, depresyon, kaygı bozuklukları ve daha birçok psikolojik probleme sebep olabileceğini de unutmamalı. Beden şekline ve kiloya dair yapılan eleştiri ve yorumlar, samimiyet değil; ilişkilerde sınırsızlık olarak tanımlanabileceği gibi, yarattığı psikolojik etkilerden dolayı psikolojik şiddet olarak nitelendirilebilir.

Devamı

Mükemmeliyetçi Misiniz?

Mükemmeliyetçilik ile ilgili en büyük yanılgı; mükemmeliyetçi insanların, hayatlarındaki her şeyi mükemmel yapabilmek için yoğun çaba harcadıkları ve çoğunlukla da yaptıkları işlerde oldukça başarılı olduklarına dair yapılan genellemedir. Bu yanılgı yüzünden, çoğu insan, kendi mükemmeliyetçiliğinin farkına varamaz. Oysa, bir sınava hiç çalışmamak ve sonucunda sınavdan düşük not almak, bir diyete başlayıp sonunda kendini daha fazla yerken bulmak; “sağlıksız mükemmeliyetçiliğin” belirtileri olabilir. Sağlıklı olan mükemmeliyetçilikte; kişi, kendisi için yüksek hedefler koyar, bu hedefleri gerçekleştirmek için elinden geleni yapar; fakat sonunda mükemmel olmayacağını bilir, hata yapabileceğini kabul eder ve hatalarından öğrenip daha iyisini yapabilmek için çaba harcar.

Devamı

Yeni Çağın En Yaygın Problemlerinden Biri: Tükenmişlik Sendromu

Tükenmişlik sendromu, kronik yorgunluk, tahammülsüzlük, çabuk öfkelenme, kaygı, depresif ruh hali, uykusuzluk, yaygın vücut ağrısı, sindirim sistemi problemleri, üretkenliğin azalması, umutsuzluk, daha önce keyif alınan aktiviteleri yapmaktan keyif almama, konsantrasyon problemleri şeklinde belirtiler verir. Kişinin, kendisini sıkıntıya sokan durumların farkına varması ve o durumların duygusal yükünü hafifletmesi için çözüm önerilerini uygulamaya başlaması “Tükenmişlik Sendromu”ndan çıkabilmesi için oldukça etkili bir yöntemdir. Hobi edinmek, sosyalleşmek, evde geçirilen zamanlarda olabildiğince çalışmamaya özen göstermek, doğada zaman geçirmeye çalışmak da “Tükenmişlik Sendromu” ile baş etmek için kişinin hayatında uygulamaya geçirmesi gereken şeyler arasında sayılabilir.

Devamı

Anne baba tutumları

Çocuğunu, kendi ideallerinde yaşattığı kalıplara uygun küçük bir yetişkin yapma çabasıyla, yola çıkan ana babaların çoğunlukla katı, baskıcı ve hoşgörüsüz bir tutum içinde olduklarını görürüz. Aşırı koruyucu ve abartılı sevgisi olan anne babalar çocuklarına derin duygusal bağla bağlıdırlar, çocukları için sebepsiz yere aşırı kaygı içindedirler. Bu kaygı da onları çocuklarını aşırı korumaya yönlendirir. Mükemmeliyetçi anne baba her şeyin en iyisini çocuğundan bekler. Kendi gerçekleştiremediği yaşantıları çocuklarının gerçekleştirmesini ister. Etkili ebeveynlik tutumu en ideal ebeveynlik tutumudur. Bu tip ailelerde anne ve baba çocuklarına karşı sevgi dolu ve sıcaktır, duygularını gizlemezler.

Devamı

Ölüm yas ve çocuk

Her birey yaşamının bir evresinde mutlaka ölüm ile karşı karşıya kalır. Kaybı izleyen süreçte çocuklar bir yandan ölüm olayını anlamlandırmaya çalışırken, diğer yandan da kaybı kabullenmeye ve değişen yaşam durumlarına uyum sağlamaya çalışmaktadırlar. Bu dönemdeki sorunlar, çocukların tüm yaşamlarını etkileyebilecek boyutlara ulaşabilmektedir. Çocukların kayıpla yaşamlarında meydana gelen değişikliklere uyum sağlaması her zaman çok kolay olmamaktadır. Çocukların ölümü algılamaları yaşlarına ve gelişim dönemlerine göre farklılık göstermektedir. Bu farklılıklar, çocukların anne baba kaybını anlamlandırmalarında ve anne baba kaybı ile başa çıkmalarında etkili olmaktadır. Çocukların bireysel ve gelişimsel özelliklerine göre kayba nasıl tepki vereceklerinin bilinmesi, yas sürecinde çocuklara nasıl davranılacağının belirlenmesi açısından önemlidir.

Devamı

Çocuğun yaşamında babanın rolü

Özellikle okul öncesi dönemde, çocukların gelişiminde ailenin ve yakın çevrenin önemi ve katkısı çok büyüktür. Gelişen toplum ve kadının onun içinde değişen rolleri ile birlikte, çocuğun hayatında etkili ebeveyn olma konusunda babanın çocuğun hayatındaki konumu da genişleyerek değişime uğramıştır. Baba-çocuk arasındaki paylaşımın artması araştırmalara göre hem çocuğun gelişimini hem de babanın benlik kavramını ve kendine güvenini olumlu etkilemektedir. Bu paylaşım, onların çocuklarına karşı yapay olmayan, daha gerçekçi tutumlar benimsemelerine ve daha sevecen olmalarını sağlamaktadır. Ayrıca Etkin baba-çocuk paylaşımı, çocuğun analitik düşünce yapısını, zekasını, sözel becerisini ve akademik başarısını olumlu etkilemektedir. Babanın çocuğun yaşamında yer almasının başka bir etkisi de anne ve çocuk arasında doğum öncesi anne karnında iken oluşup doğum sonrasında devam eden bağın bağımlılığa dönüşmesini engelleyebilmesidir.

Devamı

Oyun ve çocuk

Oyun çocuk için gerçek bir ihtiyaçtır ve onun bedensel, psikolojik, sosyal ve zihinsel gelişimi açısından çok önemlidir. Oyuncak, adından da anlaşılacağı üzere çocukların oynamalarına yardımcı olmak üzere geliştirilmiş, kurgulanmış gerçek ya da hayalî işleve sahip araç ya da düzeneklerdir. Bilinir ki çocuklar bir oyun arkadaşı buldukları zaman oyuncağa ihtiyaç duymayabilirler. Ne onları sokağa salıvermek ne de oyuncak odasına hapsetmek oyunun işlevlerini yerine getiremez. Grup halinde oynanan alan oyunlarının sosyal gelişim ve uyum açısından da çocuklara önemli katkıları vardır. Çocukların oyun süreçleri gözlemlenerek onların ihtiyaçları, sorunları, özlemleri, korkuları, istekleri, kişilik özellikleri vs. hakkında tanımlamalar yapmak mümkündür.

Devamı

Çocuklarda ince motor gelişimi

İnce motor beceriler çocukların ellerini ve parmaklarını kullanabilmesini sağlayan beceriler grubudur. Çocuklar okula başlayacak yaşa geldiklerinde ince motor beceri gerektiren birçok şeyi rahatlıkla yapabilirler. Ellerini, parmaklarını iyi kullanamayan çocukların akademik başarıları olumsuz etkilenir. Farklı nedenlere bağlı olarak bazı çocuklarda ince motor beceriler gerektiği gibi gelişemeyebilir. Bu çocuklar, yapamama kaygısıyla bu becerileri geliştirecek etkinliklerden kaçınırlar. Bazı zorlanmalar büyüme ve olgunlaşmayla kendiliğinden kaybolur. Ancak yaşından beklediğimiz becerileri öğrenmekte zorlanıyor ve zaman içinde de bir gelişme gözlenmiyorsa nasılsa öğrenir diye beklemek yanlıştır.

Devamı